“Bunu aşamıyorum. Sadece… yapamıyorum.”
Bazı şeyleri anlamakta zorlanıyorum. Mesela; yeni yıla girdik ama hiçbir şey farklı değil. Takvimler dışında her şey aynı. Herhalde insanlar yaşlandıkça bu gibi günlerde bir değişiklik bekliyor, ama o değişiklik gelmiyor.
Babamı kaybettiğim dördüncü yıldan fazladır hâlâ babamın ölümüne ağlayamadım. Bunu yaşamayı çok istiyorum; sanki sırtımdaki tüm ağırlığı o gözyaşlarımla birlikte dökecekmişim gibi hissediyorum. Ama ağlayamıyorum. Bu düşünceyi aşamıyorum. Belki bu yüzden kendimi zorluyorum, kim bilir…
Eskiden ailemle, iyi kötü, bir arada yeni yıla girerdik. Yılbaşı kutlaması yaparken havai fişeğimiz olurdu. Aşkabat’ta “pitarda” dedikleri kız kaçıranları, “obtom bazaar” denilen toptan pazarı dolaşarak arardık. Özellikle son dönemlerde o kadar zor bulunuyordu ki, bu Rus yapımı patlayıcılar okulda karaborsaya düştüğü zamanlar olurdu. Ama o günler eğlenceliydi.
Yılbaşına annem, babam, kardeşlerim hep birlikte girmeyi tekrar çok isterdim. Ama artık sanki parçalanmış bir hayatım var gibi hissediyorum. Babam yok. Kız kardeşim başka bir ülkede; kim bilir ne zor zamanlar geçiriyor, kendi içinde neler yaşıyor, bizimle paylaşmıyor. Annem ise kendi evinde yalnızlığa alışmış gibi…
Ne çok isterdim o eski günlere dönmek. Ne çok özledim o günleri. Sadece o günlere geri dönebilmek için her şeyi yapabilirim; yeter ki biri bana bunu mümkün kılabileceğini söylesin. Hafızam silinsin. Aşkabat’ta, evimde, yılın son günü sabahına uyanayım heyecanla. Her şey en başa dönsün.
Annemin ve babamın bizi zorla kahvaltıya uyandırdığı günlere döneyim. Sürekli evde piyano çaldığım için anne ve babamın “YETTEEEEER!” dediğini ayrı ayrı duyayım. Ses gitmesin diye kapatılan kapıların çarpma seslerini dinleyeyim. Ev telefonundan arayan arkadaşlarımla belirlediğimiz bir saatte, öylesine bir yerde buluşalım. Yeni yıla girmeden önce, yaşadığımız şehirdeki tüm yakın çevremiz evde toplansın; hep birlikte, coşkuyla yeni yılı karşılayalım…
Aaah ah… Ne kadar çok isterdim o günlere dönmeyi.
Ama bugün de güzel bir hayatım var. Mesela beş yaşına girmiş bir kızım var. Bu sene ilk defa karla oynadı. Kar yağışını görünce evde duramadı; attık kendimizi bahçeye. Çok uzun zaman sonra yeni yıla kar yağışıyla girdik. Pek doyamadık ama sonunda bir kardan adam yaptık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder